Translate

4 Mayıs 2026 Pazartesi

ALİCE'İN DÜNYA TURU_LESLEY M.M BLUME ÖZET-HİKAYE HARİTASI-SORU ÖRNEKLERİ


 ALİCE'İN DÜNYA TURU_LESLEY M.M BLUME
    KİTAP ÖZETİ

Hikâye 1927 yılında New York’ta geçer. Alice Atherton, dadısı Bayan Pennyvator ile şöminenin başında coğrafya dersi yapmaktadır. Dışarıda kar yağarken Alice parkı izler, karın altında saklanan hayvanları hayal eder ve ders ona çok sıkıcı gelir. Dadısının aslında yaşlı olmamasına rağmen solgun görünümünden dolayı ona içinden “yaşlı” diye hitap eder. Sıcak ortamın etkisiyle uykusu gelir, sorulara cevap veremez ve dadısı tarafından sürekli uyarılır. Neden böyle olduğunu soran dadısına sadece uykulu olduğunu söyler.

Bayan Pennyvator, Alice’in ateşi olduğunu fark edince kabakulak ya da kızıl olmasından korkar ve hemen doktoru çağırır, aynı zamanda babası Bay Atherton’a haber verir. Doktor muayene eder ve ciddi bir hastalık olmadığını, durumun abartıldığını söyler. Dadı rahatlar ancak asıl korkusu, Alice’in annesini altı ay önce kaybettikleri hastalığın tekrar etmesidir. Bu noktada Alice annesini hatırlar; annesinin kışı çok sevdiğini ve birlikte geçirdikleri zamanların ne kadar özel olduğunu düşünür.

Babası geldiğinde dadı durumu anlatır ve Alice’in hâlinin annesinin kaybıyla ilgili olabileceğini söyler. Bay Atherton bunun herkes için zor olduğunu kabul eder ve kızı için dikkatini dağıtacak bir şey bulmaları gerektiğini düşünür. Gece dadısı uyuduktan sonra Alice yatağından kalkıp babasının yanına gider. Babası ona bir sürpriz yapacağını, dadısıyla birlikte New York dışında bir yere göndereceğini söyler. Kendisi ise yoğun işleri nedeniyle onlara katılamayacaktır.

Ertesi gün Bay Atherton bir yere mektup gönderir ve bu mektuplaşma bir hafta boyunca devam eder. Ardından Bayan Pennyvator’u yanına çağırarak bavulları toplamasını ister ve Fransa’ya gideceklerini söyler. Orada Murphy ailesinin, yani Sara ve Gerald’ın olduğunu, ilkbaharın son günlerini ve yazın tamamını onların yanında geçirmeleri için anlaştığını anlatır. Ailenin üç çocuğu vardır ve Bay Atherton, Alice için bunun iyi olacağını düşünmektedir.

Bayan Pennyvator seyahat etmeyi sevmediği için bu habere pek memnun olmaz, hatta rengi atar. Ancak Bay Atherton kararlıdır ve onları göndereceğini açıkça ifade eder. Murphy ailesinin Alice’in annesi tarafından da sevildiğini söyler. Ayrıca Amerikalıların çocuklarını sanat ve tarih öğrenmeleri için dünya turuna gönderdiklerinden bahseder ve Alice’in de böyle bir yolculuğa çıkmasının doğru olacağını düşünür. Aslında onun amacı, Alice’in annesinin ölümünü atlatabilmesi için hayatın içine karışması ve yaşamla bağı güçlü olan bu ailenin yanında bulunmasıdır.

Bunu Alice’e sorduğunda Alice kendini cesur hisseder ve gitmeyi kabul eder. Bavullar hazırlanır ve Atlas Okyanusu’nun doğusuna giden, adıyla uyumlu büyük bir gemi olan HMS Sojourn’a binerek yola çıkarlar.

Alice ve Bayan Pennyvator trenle yolculuk ederken Pennyvator sürekli bayılır ve rahatsızlanır. Trendeki görevliyi çağırıp ne kadar yolları kaldığını sorar; görevli iki saat daha olduğunu söyler. Zaten altı saat yol gelmişlerdir ve toplamda yaklaşık sekiz saatlik bir yolculukla Fransa’ya doğru ilerlemektedirler. Pennyvator ışıktan rahatsız olduğu için sürekli perdeleri kapatır, bu yüzden dışarıyı doğru düzgün izleyemezler. Gemi yolculuğu da oldukça zorlu geçmiştir ve Fransa’ya geçmeden önce Londra’da bir hafta kalmışlardır. Londra’nın kasvetli havası ikisini de bunaltmış, otelden neredeyse hiç çıkmamışlardır. Paris’e ulaşmak için tren, gemi ve tekrar tren kullanmaları gerekir. Pennyvator’ın Paris’e gitmek istememesi için birçok sebebi vardır; sütün pastörize edilmemesi, tuvaletlerin kötü olması, insanların sokakta yemek yemesi ve ışığa duyduğu rahatsızlık bunların başında gelir.


Yolculuk sırasında Alice dışarıyı izler, gazete kupürlerine bakar ve Murphy ailesinin fotoğraflarını inceler. Gerald’ın bir kılıcı ve dikkat çekici bir kolyesi vardır. Pennyvator bu görüntüden hoşlanmaz, onları hedonist, serseri ve anarşist olarak görür. Alice’e de onu bu “pislikten” koruyacağını söyler ve yol boyunca ders anlatmaya devam eder. Bir süre sonra tren yolculuğu sona erer, eşyalarını alıp inerler. Alice annesinin rozetini takar; Pennyvator çıkarmasını istese de Alice çıkarmaz. Bay ve Bayan Murphy’yi beklerlerken onları bahçıvan Gaston karşılar ve eşeklerin çektiği garip bir arabayla yola çıkarlar.


Bir tepeyi aştıklarında Alice, ağaçlarla çevrili, geniş bahçeli, beyaz tenteli büyük bir ev görür ve hayran kalır. Eve girdiklerinde kimseyi bulamazlar. Gaston onları bahçeye götürür ve orada uyumakta olan Bay Murphy’yi görürler. Pennyvator onu dürter, adam uyanıp şaşkınlıkla kim olduklarını sorar. Kendilerini tanıttıktan sonra eşi de gelir. Gerald Murphy ve eşi Alice’e sarılır, bu durum Alice’in çok hoşuna gider. Alice, kılıcından dolayı onu tanıdığını söyleyince Gerald kılıcı korsanlardan korunmak için taşıdığını, onların reçellerini çalmaya çalıştığını söyleyerek şaka yapar. Pennyvator bu davranışı saçma bulur.

Ardından çocuklarla tanışırlar: sekiz yaşında Patrick, altı yaşında Baot ve Alice ile yaşıt Honoria. Ayrıca Mistigris adında bir maymunları vardır. Maymunu görünce Pennyvator bayılır ve onu odaya götürürler. Üst katta dinlenirken hizmetçi Isabel gelir, yiyecek getirir ve eşyaları yerleştirmek ister. Ancak Pennyvator buna karşı çıkar ve buradan gideceklerini söyler. Bay ve Bayan Murphy ile konuşmak için aşağı iner. Bu sırada çocuklar Alice ile tanışmak için gelir ve sohbet ederler. Aşağıdaki konuşmaları dinlediklerinde Pennyvator’ın buranın pis olduğunu, burada kalmayacaklarını ve yemek bile yemeyeceğini söylediğini duyarlar. Murphy ailesi ise iki gün boyunca buradan ulaşım olmadığını, ilk trenin iki gün sonra olduğunu söyler.

Bu iki gün boyunca Pennyvator, Alice ile birlikte odadan çıkmaz, perdeleri bile açmaz ve Alice’e sürekli ders çalıştırır. Alice dışarıdan çocukların seslerini duyar ve aklı hep onlarda kalır. Isabel ara ara yemek getirir. İki günün sonunda eşyalarını toplayıp aşağı inerler. Ancak burada Pennyvator’ın Alice’in babasına telgraf çektiğini ve babasının da Pennyvator’ın geri dönmesini, Alice’in ise orada kalmasını istediğini öğrenirler. Böylece Pennyvator New York’a geri gönderilir. Alice çok mutlu olur ve kalmak istediğini söyler.

Daha sonra bahçede birlikte yemek yerler. Alice ilk kez büyüklerle aynı sofrada yemek yemektedir. Yemek sırasında Gerald, Pennyvator’ın çocukların eğitimsizliği hakkındaki sözlerinden ilham aldığını ve bir eğitim başlatacaklarını söyler. Çocuklar bu fikri sevmez ancak Gerald bunun eğlenceli olacağını, unutulmaz bir yaz geçireceklerini söyleyerek onları ikna etmeye çalışır.

Alice sabah uyandığında aşağı inip inmemesi gerektiğine karar veremez, kıyafetlerini bile giymeden geceliğiyle yarım saat bekler. Bu sırada çocuklar yanına gelir ve neden hâlâ kalkmadığını sorarlar. Alice de kalktığını ama onları beklediğini söyler. Ardından birlikte kahvaltıya gitmek ve sahile inmek için eşeklere bineceklerini öğrenir. Aç olduğunu söyler, ancak kahvaltıyı sahilde yapacaklarını anlatırlar. Honoria, Alice’ten oyun kıyafetini giymesini ister fakat Alice’in dolabında böyle bir kıyafet yoktur. Bunun üzerine Honoria kendi beyaz elbiselerinden birini verir. Alice annesinden kalan broşunu takar, ayakkabılarını giyer ve aşağı iner. Çocukların ayaklarının çıplak olduğunu görünce o da ayakkabılarını çıkarır, ancak broşunu çıkarmak istemez. Bayan Murphy, broşun annesine ait olduğunu bildiği için ısrar etmez, sadece dikkat etmesini söyler.


Eşeklere binerler ve Alice Honoria’nın arkasına oturur. Yolda ağaçlardan meyve toplar, kayısı yerler. Alice’in üzerine kayısı suyu dökülünce korkar ama Honoria bunun önemli olmadığını söyler. Sahile vardıklarında eşekleri bağlarlar ve sahilin yosunlarla kaplı olduğunu görürler. Bay Murphy elinde kılıçla yosunlarla mücadele etmektedir ve ona “dov dov” diye lakap takmışlardır. Bay Murphy, yosun canavarının kendilerini ele geçirmeden önce birlikte hareket etmeleri gerektiğini söyleyerek onları oyuna dahil eder. Hep birlikte yosunları topladıktan sonra temizlenmeden kahvaltıya geçemeyeceklerini söylerler. Kahvaltı oldukça eğlenceli geçer; meyveler, piknik sepetinden çıkan tereyağı, ekmek ve peynir gibi yiyecekleri yerler, şakalaşırlar ve oyunlar oynarlar.

Bu sırada Gaston ertesi gün öğretmenlerinin geleceğini haber verir. Çocuklar Alice’i şehir merkezine sinemaya götürmek ister ve izin isterler. Gaston’un onları götürebileceği söylenir. Gaston çocukları şehre götürür ve saat dörtte geri almak üzere bırakır. Kilise çanı on iki kez çaldığında sinemanın başladığını anlarlar. Dört bilet alıp karanlık salona girerler. Işıklar kapanınca Alice ilk kez böyle bir ortam gördüğü için şaşırır. Film başlar ve Felix the Cat’i izlerler. Piyanist film boyunca müzikle eşlik eder, ancak bir an durunca Patrick onu geri çağırır ve birlikte çalmaya devam ederler. Ardından ikinci bir film başlar; bir Hint prensinin zalim bir kral olmaması için Amerika’ya gönderilmesini anlatan bir hikâyedir.

Film bitince herkes dışarı çıkar, sıcak havada yüzlerini yıkar ve su içer. Daha sonra bir pastanenin önünde durup içerideki yiyeceklere bakarlar. Pastanenin sahibi Madam Claudette dışarı çıkar, Murphy çocuklarını tanır ve Alice’in kim olduğunu sorar. Çocuklar şaka yaparak Alice’in batmış bir gemiden kurtulan kardeşleri olduğunu söylerler. Madam Claudette onları içeri davet eder ve herkese pasta verir, ancak Doğuta vermez. Ona pasta almak için dans edip şarkı söylemesini ister. Doğuta dans eder ve şarkı söyler, insanlar onları izler, hatta yaşlı bir kadın onlara para verir.

Patrick dilek tutmalarını söyler ve parayı çeşmeye atmayı düşünürler. Sonra parayı Alice’in atmasına karar verirler. Alice parayı atarken bir dilek tutar. Ne dilediğini sorduklarında Honoria dileğin söylenmemesi gerektiğini hatırlatır. Alice gülümser, pastasından bir lokma alır ve içinden bu yaz tatilinin sonsuza kadar sürmesini dilediğini düşünür.

Sabah uyandıklarında Petrik acil durum diyerek herkesi çağırır. Alice elbisesini giyip aşağı indiğinde bahçedeki kahvaltı masasının yanında Pablo ile tanışır. Herkes onu çok sever, çocuklar ona koşar. Pablo esprili birisidir, yemeklere saldırır ve Petrik de onun gibi canavar hareketleri yapar. Alice’i arkadaşlarıyla tanıştırırlar ve onun İspanya’dan gelen Senyor Pablo Picasso olduğunu, bir sanatçı ve onların öğretmeni olduğunu söylerler.


Ders başlar. Pablo “Sanat nedir?” diye sorar. Honoria resim, Petrik çizim, Alice ise müzede sergilenen şeyler diye cevap verir. Ardından “Sanat neyden yapılır?” diye sorar. Çocuklar boyalarla, kâğıtlarla yapıldığını söyler. Pablo cevapların doğru olduğunu ama yine de üzüldüğünü belirtir ve sanatın her yerde olduğunu, etraflarının sanatla dolu olduğunu anlatır. Bir ağacın dalının bile sanat olabileceğini söyler. Baot buna katılmayınca Pablo çatal ve kaşıkları bir araya getirerek bir şekil oluşturur ve bunun neye benzediğini sorar. Alice etekli bir kadına benzediğini söyler ve doğru cevabı verdiği için ödülü kazanır.


Daha sonra masadaki beyaz örtüyü hızla çeker, birkaç meyve yere düşer ama geri kalanlar yerinde kalır. Örtüyü yere serip kirazla üzerine çizimler yapmaya başlar. Bir süre sonra Pablo’nun kendini çizdiği fark edilir. Bay Murphy eşinin örtüye üzüleceğini söyler ama herkes kirazlarla örtü üzerine şekiller yapmaya devam eder. Daha sonra bu şekilleri kesip asarlar ve bir sergi oluştururlar. Alice de kendini çizer.


Sonraki ders için arabayla bir hurdalığa giderler. Pablo burada da sanattan bir şeyler çıkarabileceklerini söyler ve bir bisiklet gidonu ile sele kullanarak bir boğa yapar. Çocuklar da hurdalardan çeşitli parçalar toplar. Bunları bahçeye getirirler. Ancak akşam davet olduğu için Bayan Murphy kızar ve onları arka bahçeye gönderir. Orada Pablo ile birlikte bir fıçıdan ilham alarak bir keçi yaparlar, üzerine süpürge çalıları eklerler.

Akşam davetliler gelir, herkes hazırlanır. Bayan Murphy sürpriz bir konuk olduğunu söyler ve herkes bir prens geleceğini düşünür. İlk olarak maymun Mistigris gelir, ardından Senyor Picasso gelir. Misafirler şaşırsa da asıl sürpriz değildir. Son olarak servis arabası üzerinde yaptıkları keçi getirilir; adına “Keçi Gerald” demişlerdir. Herkes şaşırır, bazıları korkunç bulur. Bunun Pablo’nun yaratıcılığı ve dört öğrencisiyle yaptığı bir eser olduğu ve ertesi gün Louvre Müzesi’ne gönderileceği söylenince insanlar daha fazla ilgi göstermeye başlar.

Bayan Murphy, Alice’e Gerald ve Pablo’nun birlikteyken hep böyle şeyler yaptığını söyler. Alice artık dadısının düşüncelerini umursamadığını, Senyor Picasso’yu ve onun sigara tüttüren keçisini bile sevdiğini söyler. Yemekten sonra odasına çekilir, babasına bir mektup yazar; yaşadıklarını, onu özlediğini, yalın ayak dolaştığını, keçiyi ve yeni arkadaşlarını anlatır.

Ertesİ sabah Senyor Picasso gitmiştir ama keçi bahçede durmaktadır. Görevliler gelip onu müzeye götürür. Bir hafta sonra New York’ta babası Bay Atherton mektubu okur ve bu ailenin kızını yeniden hayata döndürdüğünü düşünür.

Haziran ayının ortalarıdır, hava sıcaktır ve Picasso’nun gidişinin üzerinden bir hafta geçmiştir. Alice ve çocuklar yine eşeklere binip sahile giderler. Alice artık Honoria’ya rahatlıkla sarılmaktadır. Yolda kitap okurlar; o gün Honoria, Marie Antoinette hakkında bir kitap okumaktadır. Bunun üzerine konuşurlar. Marie Antoinette’in pırlantalar içinde yaşayan, herkes fakirlik çekerken gösterişli ziyafetler veren bir Fransız kraliçesi olduğunu ve sonunda giyotinle idam edildiğini anlatırlar. Yaptığı ihtişamlı sofralardan, çeşit çeşit yemeklerden ve tatlılardan söz ederler. Çocuklar kendi aralarında hep basit şeyler yediklerini, böyle görkemli yemekler hiç yemediklerini söylerler. Alice ise buna çok da üzülmez çünkü buraya gelmeden önce Pennyvator yüzünden hep tatsız, lapa gibi yemekler yemiştir.


Bir gong sesi duyulur ve hepsi villaya çağrılır. Dove Dove’un bir açıklaması, bir sürprizi vardır. Eve döndüklerinde ıhlamur ağacının altında Bumbey adında, kum rengi saçlı dört yaşlarında bir çocukla tanışırlar. Ardından Ernest amcayı gösterirler; bu ünlü yazar Ernest Hemingway’dir. Yeni öğretmenlerinin o olduğu, birkaç gün ailesiyle birlikte kalıp onlara eğitim vereceği söylenir. Daha sonra çocuklar bahçeye gönderilir, akşam yemeği için sebze toplamaları istenir. Alice ilk kez sebze toplamanın heyecanını yaşar. Bumbey ona yol gösterir. Domates toplarken bir tırtıla dokunur ve korkar. Patrick gelip onu alır; hayvanları çok sevdiğini ve onlarla özel bir bağı olduğunu anlatırlar.


Sofraya oturduklarında herkes Hemingway’in yanında oturmak ister ve çocuklar onun etrafında toplanır. Patrick tırtılı da masaya getirir, Baot onu ezmek isteyince kızar. Hemingway bu canlıların ne kadar özel olduğunu, hayatta kalmak için nasıl mücadele ettiğini, kendini korumak için çevresiyle aynı renge büründüğünü anlatır. Çocuklarla hangi kitapları okuduklarını konuşur. Konu yine Marie Antoinette’e gelir ve çocuklar neden böyle şık yemekler yemediklerinden şikâyet eder. Bunun üzerine Hemingway bunun önemli bir ders olduğunu söyler. Basit yemeklerin de ne kadar değerli ve lezzetli olduğunu anlatır, gösterişli sofralara özenmemeleri gerektiğini vurgular.

Sonra Bay Murphy’ye yeni teknenin durumunu sorar. Teknenin adı Picaflor’dur. Ertesi gün şafak vakti herkes erkenden kalkar, kahveler hazırlanır ve tekneyle yola çıkarlar. Güneş doğarken Hemingway balık tutmaları için çocuklara yardım eder. Alice ilk kez yem olarak kullanılan küçük balığa dokunur. Bir süre sıkılırlar, küçük balıkları geri atarlar. Sırayla herkes balık yakalar ama Alice başaramaz. Bu sırada Hemingway’in bacaklarını fark ederler; Bay Murphy onun Birinci Dünya Savaşı’nda bulunduğunu anlatır. Alice de babasının bu savaşı anlatan kişilerle konuştuğunu hatırlar.

Sonunda Alice’in oltasına bir balık takılır ve Hemingway’le birlikte zorlanarak çekerler. Bunun bir kılıç balığı olduğunu görürler. Hemingway Alice’e “O seni seçti, ona selam ver” der. Alice selam verir. Ancak Hemingway bu kadar özel bir balığı yemeyeceklerini söyleyerek onu tekrar denize bırakır.

Akşam kıyıya dönerler, ateş yakıp tuttukları balıkları pişirir ve keyifle yerler. Çocuklar Hemingway’e ders vermediğini söyleyince, aslında gün boyu yaptıkları her şeyin birer ders olduğunu açıklar. Neler öğrendiklerini sorar. Honoria balıkların da bir ziyafet olduğunu söyler, Baot denizin içinde bambaşka bir dünya olduğunu fark ettiğini anlatır, Patrick ise tırtılın bir katedral gibi olduğunu söyler. Alice ne öğrendiğini düşünürken uykuya dalar; eğer uyumasa dünyanın, canlıların ve yiyeceklerin artık ona çok daha harika göründüğünü söyleyecektir.

Birkaç gün sonra Hemingway ailesi İspanya’daki boğa güreşlerini izlemeye gider. Herkes onları uğurlarken Honoria uğurlamak istemez çünkü boğa güreşlerini vahşi bulmaktadır. O hafta daha sakin geçer; ıhlamur ağacının altında vakit geçirirler. Hava iyice ısınmış, neredeyse fırın gibi olmuştur. Kahvaltıdan sonra yüzmeye gitmeleri söylenir. Baot havanın sıcak olmadığını söyleyip müzik açarak dans etmeye başlar; dans etmeyi çok sevmektedir.


Bay Murphy elinde kâğıtlarla gelir ve Alice’e babasından gelen mektubu verir. Ardından önemli bir haber verir: Serge gelmektedir ve yanında balerinler ile dansçılar vardır. Bayan Murphy bu duruma sinirlenir, onları nerede ağırlayacaklarını düşünür. Arkadaşları Anto ile’nin otelini kullanmayı planlarlar. Gelecek kişi, dünyaca ünlü Rus bale hocası Serge Diaghilev’dir. Rusya’daki karışıklık ve savaş nedeniyle ülkesine dönememektedir. Baot erkeklerin dans edemeyeceğini düşündüğünü söyleyince Gerald buna kızar.


Alice babasının mektubunu okur. Babası onun mutlu olmasına sevindiğini, yaşadıklarını anlatmasını istediğini, sanatçılarla tanışmasından gurur duyduğunu ve her anın tadını çıkarması gerektiğini yazar; annesinin de böyle yapacağını söyler. O gün hep birlikte otele giderler. Otel sahibi kullanmalarına izin verir ama sezon dışı olduğu için otel kapalıdır ve çalışan yoktur. Hepsi birlikte odaları hazırlar. Bu sırada bir teknenin yanaştığını görürler; Serge ve dansçılar erken gelmiştir. Hep birlikte yemek hazırlayıp bahçede yerler. Dansçılar çok zarif görünür ve Alice ile çocuklar buna hayran kalır.


Serge, aralarında dans eden biri olduğunu duyduğunu söyler. Baot dans etmeyi sevdiğini belirtir. Serge bazı hareketler yapar, Baot da onu taklit eder ve yetenekli olduğu anlaşılır. Serge bu hafta yeni bir gösteri hazırlayacaklarını söyler. Hotel du Cap’ta çalışmalar başlar. Honoria Satürn, Patrick Merkür, Alice Ay olur ve eşarplarla gösteri hazırlarlar. Baot ise daha ileri seviyede olduğu için Serge ile özel olarak çalışır.

Gösteri günü yaklaştığında Serge’e neden ülkesine gidemediğini sorarlar. Ülkesinde savaş olduğunu, çar ve çariçenin idam edildiğini ve büyük bir karışıklık yaşandığını anlatır. Bu durum herkesi üzer. Alice de kendi hayatındaki kaybı hatırlayıp ağlar. Bayan Murphy onu odasına götürür, teselli eder ve sevilen birini kaybetmenin insanı nasıl etkilediğini anlatır.

Cumartesi günü büyük gösteri yapılır. Önce çocuklar sahne alır. Ardından Serge sürpriz yaparak kendi profesyonel dansçılarıyla aynı gösterinin gerçek versiyonunu sunar. O sırada otelde kalan tek misafir olan, kendi hâlinde duran New York Times yazarı John Emery de gösteriyi izler ve çok etkilenir. Daha sonra odasına gidip bu deneyimi yazar.

New York’ta Bay Atherton bu yazıyı okuduğunda büyük heyecan duyar. Dünyaca ünlü bir sanatçının gösterisinde kızının da yer aldığını öğrenmek onu çok mutlu eder. Alice’in iyileşme sürecinin beklediğinden daha iyi gittiğini düşünür ve her şeyi kendi gözleriyle görmek için yola çıkmaya karar verir.

Zelda ve Scott Fitzgerald ile tanışırlar. Gerald, onların çocuklara ne öğretecekleri konusunda tedirgindir çünkü kendilerinden önce gelen öğretmenleri düşünür. Zelda ve Scott da çocukların ne kadar şanslı olduklarını söyler ve şaka yollu isterlerse onlara haylazlık yapmayı öğretebileceklerini dile getirirler. Bu durum Bay Murphy’yi sinirlendirir; çocuklara onların yaptıklarının tam tersini yapmaları gerektiğini söyler.


Yemek sırasında Scott Fitzgerald garsona menüdeki her şeyden birer tane getirmesini ister. Ardından çocuklara insan doğası üzerine bilimsel araştırma yapacaklarını söyler. Garsonun neden mutsuz göründüğünü sorar. Çocuklar çeşitli tahminlerde bulunur; Honoria belki sırtı ya da başı ağrıyordur der. Scott bu cevapları beğenir ama daha “bilimsel” bir yöntem önerir; garsonu masaya yatırıp içini açarak inceleyebileceklerini söyler. İçinde bozuk şeyler, eğri büğrü nesneler olabileceğini söyler. Çocuklar şaşırır ve ne yapacaklarını bilemez. Bay Murphy buna çok kızar ve kâğıtları toplar.


Daha sonra Alice ve Honoria, Scott Fitzgerald’ın ne kadar tuhaf olduğunu konuşur. Alice gerçekten garsonu ikiye bölüp bölmeyeceklerini sorar ve onun nezaketsiz davrandığını düşünür. O hafta boyunca sabahlar sakin geçer çünkü Fitzgerald çifti öğlene kadar uyur. Ancak öğleden sonraları mutlaka bir muziplik olur. Bir gün Scott, çocuklarla meyve bahçesine gider, dalları kırarak meyve toplamaya çalışır. Bay Murphy buna çok kızar, ağaçlara zarar verdiğini söyler. Scott özür diler.


Başka bir gün otelin bahçesindeki uçuruma giderler. Orada dans etmekten söz ederler. Baot artık erkeklerin de dans edebileceğini öğrendiğini söyler. Zelda ise kadınların da her şeyi yapabileceğini, korkusuz olduklarını ve bunu dünyaya göstermeleri gerektiğini anlatır. Ardından aniden uçurumdan aşağı atlar. Herkes çok korkar ama Zelda’ya bir şey olmaz. Bu olay Bay Murphy’yi çok öfkelendirir; çocuklara yanlış örnek olduklarını söyleyerek onları evden kovar. Fitzgerald çifti eşyalarını toplayıp yakında bir eve taşınır.


Birkaç gün sonra Bay Murphy’nin öfkesi geçer, zamanının çoğunu Picaflor adlı teknede geçirir. Bir gün bir mektup gelir; Scott ve Zelda onları sahilde buluşmaya davet eder. İlk başta Bay Murphy kabul etmez, gelen mektupları çöpe atar. Ancak mektuplar devam eder ve çocukların ısrarı üzerine sonunda kabul ederler.

Sahile gittiklerinde Scott Fitzgerald’ı korsan kıyafeti içinde görürler. Onlara içinde harita olan bir şişe verir ve macera başlar. Haritadaki işaretleri takip ederek farklı yerlere giderler ve sonunda bir hazine sandığı bulurlar. Sandığın içinde bereket boynuzu, opera gözlüğü, baston, guguklu saat gibi çeşitli eşyalar vardır. Çocuklar buna çok sevinir. Alice bu hayatın gerçek olamayacak kadar güzel olduğunu düşünür. Sandıktan çıkan çam çiçeği broşunu Alice’e hediye ederler, annesinin broşunun yanına takması için.

Alice bu mutluluk içinde yazın yakında biteceğini ve buradan ayrılmak zorunda kalacağını hatırlar. Bay Murphy, Scott Fitzgerald’ın elini sıkar ve ona teşekkür eder; aralarındaki gerginlik sona erer.

Daha sonra çocuklar aralarında hazinenin kime ait olabileceğini konuşurken, büyüklerin konuşmalarını duyarlar ve tüm bu maceranın aslında Scott Fitzgerald tarafından düzenlendiğini öğrenirler. Bay Murphy bu yaratıcı fikir için ona teşekkür eder. Ancak Alice ve Honoria kendilerini kandırılmış hisseder ve üzülerek odalarına giderler.

Bayan Murphy onların yanına gelip konuşur. Scott ve Zelda’nın diğer öğretmenler gibi klasik anlamda eğitim vermemiş olabileceklerini, ancak farklı bir şey öğrettiklerini anlatır. Bazen kötü davranışlar sergileseler de aslında iyi insanlar olduklarını, herkesin ikinci hatta üçüncü bir şansı hak ettiğini öğretmiş olduklarını söyler. Buna ikna olan çocuklar, Patrick’in hazineyi gerçek sandığını ve bunu bozmak istemediklerini dile getirirler. Patrick’in küçük olduğunu, gerçeği ileride öğrenmesinin daha iyi olacağını düşünerek bu konuda böyle karar verirler.

Çocuklar sıkılınca Gaston’dan onları kasabaya götürmesini isterler ve Bayan Murphy’yi “size kek getiririz” diyerek ikna ederler. Başta öğleye kadar her yer kapalı olacağı için istemese de kek fikriyle kabul eder. Kasabaya gittiklerinde gerçekten de her yerin kapalı olduğunu görürler; hatta Madam Claudette’nin dükkânı bile kapalıdır. Yine de kapıyı çalarlar. Baot kapıyı çalar çünkü Madam Claudette onu sever. Kapıyı sabahlığıyla açan kadına Baot, babasının ölüm döşeğinde olduğunu ve onu sadece onun keklerinin iyileştirebileceğini söyler. Bunun bir şaka olduğunu anladığı hâlde Madam Claudette dayanamaz ve bir saat sonra gelmelerini ister.


Çocuklar bu sırada çeşmenin yanında bekler. Alice çeşmeye attığı parayı ve tuttuğu dileği düşünür; aklına New York gelir ve oraya dönmek istemediğini hatırlar. Çocuklar ne zaman gideceklerini konuşurlar. Kendi aralarında Fransa’ya gideceklerini, okullarının orada olduğunu ve Alice’in de gelmesini istediklerini söylerler, hatta babasına mektup yazmayı önerirler.

Bir süre sonra kekleri alıp Villa Amerika’ya dönerler. Saat henüz erkendir ve yapacak bir şey bulamazlar. Sahile gitmek istemediklerini fark ederler. Baot, Afrika’daki hayvanların serinlemek için çamura girdiğini duyduğunu söyler ve aynı şeyi yapmayı önerir. Küreklerle bir çukur kazıp su doldururlar ve çamur oluştururlar. İçine girip oyunlar oynarlar. Alice burada ilk kez çığlık atarak gerçekten mutlu olur.

Bir anda yanlarında Bay Murphy ve Alice’in babası Bay Atherton belirir. Yanlışlıkla babasının üzerine de çamur sıçratırlar. Alice babasını görünce çok sevinir ve ona sarılır. Temizlenip masaya otururlar. Babasıyla birlikte oturmak Alice’i mutlu eder ama aynı zamanda New York’a döneceği düşüncesini de hatırlatır.

O gece dolunay vardır. Alice ve babası yürüyüşe çıkar. Bay Atherton, Alice’in ne kadar mutlu olduğunu görür ve buranın ona iyi geldiğini, onu hayata döndürdüğünü söyler. Alice’in yeniden hayata dönmesinin kendisini de iyileştirdiğini ifade eder. Bayan Pennyvator’dan bahsederler; Alice onun geri gelmesini istemediğini söyler, babası da artık onun olmayacağını belirtir. Alice’i New York’ta Bay Murphy’nin bir arkadaşının okuluna göndereceğini söyler. Bu konuşmadan sonra Alice’e New York’a dönmek o kadar da kötü görünmez.

Eve dönmeden önce Alice, Madam Claudette’nin keklerinden almak istediğini söyler. Babası isterse bir valiz dolusu kek götürebileceklerini söyler ve hikâye burada sona erer.

Kapanış kısmında, hikâyede yer alan kişilerin aslında gerçek hayatta yaşamış insanlar olduğu anlatılır. Kurgu içinde yer alsalar da Ernest Hemingway, F. Scott Fitzgerald ve Zelda Fitzgerald, Pablo Picasso ve Sergei Diaghilev gibi isimlerin Murphy ailesinin gerçek arkadaşları olduğu belirtilir. Ayrıca kitaptaki maymun Mistigris’in bile Murphy ailesine ait gerçek bir hayvan olduğu ifade edilir.


Pablo Picasso 1881 yılında İspanya’da doğmuş ünlü bir ressamdır. İlk eserini 13 yaşında yapmış, modern sanatın öncülerinden olmuş ve Kübizm akımının doğmasını sağlamıştır. Ressamlığın yanı sıra heykeltıraşlık, çizim, gravür, sahne tasarımı ve seramikle de ilgilenmiştir. Dört çocuğu vardır ve 1973 yılında hayatını kaybetmiştir.

Ernest Hemingway 1899 yılında Amerika’da doğmuştur. Küçüklüğünden beri yazar olmak istemiştir. 1926’da yayımladığı ilk romanı Güneş de Doğar ile ün kazanmış, Yaşlı Adam ve Deniz eseriyle Nobel Edebiyat Ödülü almıştır. Üç dört evlilik yapmış, üç çocuğu olmuş ve 1961’de ölmüştür.

Sergei Diaghilev küçük yaşta annesini kaybetmiş, üvey annesi tarafından sanata yönlendirilmiştir. Opera, bale ve edebiyatla ilgilenmiş, 1906’da Rusya’dan ayrılarak Paris’e gitmiş ve 1909’da Ballets Russes topluluğunu kurmuştur. Bale sanatının gelişmesinde önemli rol oynamıştır. 1917 devriminden sonra ülkesine dönememiş ve İtalya’da hayatını kaybetmiştir.

F. Scott Fitzgerald 1896’da Amerika’da doğmuş, genç yaşta tanınan bir yazar olmuştur. İlk romanı Cennetin Bu Yakası’nı 23 yaşında yayımlamış, 1925’te yazdığı Muhteşem Gatsby ile Amerikan edebiyatının en önemli eserlerinden birine imza atmıştır. Zelda Sayre ile evlenmiş, bir kızları olmuştur ve eserlerinde Murphy ailesinden esinlenmiştir.

Sarah ve Gerald Murphy varlıklı bir Amerikan ailesine mensuptur. Sarah 1883, Gerald 1888 doğumludur. New York’ta tanışıp evlenmişler, Honoria, Baot ve Patrick adında üç çocukları olmuştur. 1921’de Paris’e taşınmışlar, Gerald burada ressamlık ve sahne tasarımı yapmıştır. Dönemin önemli sanatçılarıyla yakın dostluklar kurmuşlardır. 1933’te Amerika’ya geri dönmüşlerdir. Çocuklarından Honoria uzun bir yaşam sürmüş ve ailesi ile Villa Amerika hakkında bir kitap yazmıştır.

HİKAYE HARİTASI

Hikâye Adı: Alice’in Dünya Turu      Hikaye Yazarı:  LESLEY M.M. BLUME

Ana Karakter: Alice Atherton

Diğer Karakterler: Bayan Pennyvator, Bay Atherton, Sarah ve Gerald Murphy, Honoria, Baot, Patrick, Pablo Picasso, Ernest Hemingway, Sergei Diaghilev, Scott ve Zelda Fitzgerald, Gaston, Madam Claudette

Mekân: Başlangıçta New York, ardından Fransa Antibes’te Villa America ve çevresi

Zaman: 1927 yılı, yaz ayları

Konu: Annesini kaybettikten sonra içine kapanan Alice’in, Fransa’da geçirdiği yaz boyunca farklı insanlar ve deneyimler sayesinde hayata yeniden bağlanması

Olay Örgüsü:

Alice, New York’ta dadısıyla yaşarken hasta olduğu düşünülür ancak aslında annesinin kaybının etkisi altındadır. Babası onun iyi gelmesi için Fransa’daki Murphy ailesinin yanına gönderir. Başta dadısıyla birlikte gider ancak kısa süre sonra dadısı geri döner ve Alice orada kalır. Murphy ailesi ve çocuklarıyla tanışır, sahilde oyunlar oynar, sinemaya gider ve farklı deneyimler yaşar. Picasso’dan sanatın her yerde olduğunu öğrenir, Hemingway ile doğayı ve basit şeylerin değerini keşfeder, Diaghilev ile bale ve sahne sanatlarını deneyimler. Fitzgerald çiftiyle birlikte hayal gücü ve macera dolu bir hazine oyunu yaşar. Bu süreçte Alice hem eğlenir hem de dünyaya bakışı değişir. Yaz sonunda babası gelir ve Alice’in artık hayata daha bağlı ve mutlu olduğunu görür. Alice, New York’a dönme fikrine daha olumlu yaklaşır.

Sorun (Problem): Alice’in annesinin ölümünden sonra içine kapanması ve hayata karşı isteksiz olması

Çözüm: Yeni insanlar, sanat, doğa ve deneyimlerle dolu bir yaz geçirerek hayata yeniden bağlanması

Ana Fikir: Hayat, yeni deneyimler ve insanlarla anlam kazanır; kayıplar insanı durdurmaz, doğru ortam ve destekle yeniden hayata bağlanmak mümkündür

Yardımcı Fikirler:

Sanat ve yaratıcılık hayatın her yerindedir

Basit şeyler de en az gösterişli olanlar kadar değerlidir

Her insan hatalar yapabilir ama ikinci bir şansı hak eder

Özgürlük ve keşif duygusu insanı geliştirir 

                                                 ÇOKTAN SEÇMELİ SORULAR

1. Hikâye hangi şehirde başlar?

    A) Paris

    B) Londra

    C) New York

    D) Roma

    Cevap: C

2. Alice’in babasının adı nedir?

    A) Bay Murphy

    B) Bay Atherton

    C) Bay Fitzgerald

    D) Bay Hemingway

    Cevap: B

3. Alice’in dadısının adı nedir?

    A) Bayan Claudette

    B) Bayan Pennyvator

    C) Bayan Murphy

    D) Bayan Zelda

    Cevap: B

4. Alice neden mutsuzdur?

    A) Okulu sevmiyor

    B) Arkadaşları yok

    C) Annesini kaybetmiştir

    D) Hastadır

    Cevap: C

5. Alice hangi ülkeye gönderilir?

    A) İtalya

    B) İspanya

    C) Fransa

    D) Almanya

    Cevap: C

6. Alice Fransa’da kimin yanında kalır?

    A) Hemingway ailesi

    B) Murphy ailesi

    C) Fitzgerald ailesi

    D) Picasso ailesi

    Cevap: B

7. Murphy ailesinin yaşadığı yerin adı nedir?

    A) Villa Paris

    B) Villa America

    C) Villa Antibes

    D) Villa Roma

    Cevap: B

8. Murphy ailesinin kaç çocuğu vardır?

    A) 2

    B) 3

    C) 4

    D) 5

    Cevap: B

9. Murphy ailesinin kızının adı nedir?

    A) Zelda

    B) Honoria

    C) Alice

    D) Sarah

    Cevap: B

10. Alice ve çocuklar sahile nasıl gider?

    A) Arabayla

    B) Yürüyerek

    C) Eşeklerle

    D) Bisikletle

    Cevap: C

11. Picasso çocuklara ne öğretir?

    A) Matematik

    B) Spor

    C) Sanatın her yerde olduğunu

    D) Tarih

    Cevap: C

12. Picasso hangi sanat akımıyla tanınır?

    A) Realizm

    B) Kübizm

    C) Romantizm

    D) Empresyonizm

    Cevap: B

13. Hemingway çocuklara ne öğretir?

    A) Dans etmeyi

    B) Basit şeylerin değerini

    C) Resim yapmayı

    D) Şarkı söylemeyi

    Cevap: B

14. Çocuklar Hemingway ile ne yapar?

    A) Tiyatro oynar

    B) Balık tutar

    C) Resim yapar

    D) Kitap yazar

    Cevap: B

15. Sergei Diaghilev ne öğretir?

    A) Müzik

    B) Bale

    C) Spor

    D) Yazı

    Cevap: B

16. Baot hangi konuda yeteneklidir?

    A) Resim

    B) Dans

    C) Yazı

    D) Spor

    Cevap: B

17. Fitzgerald çifti çocuklara ne öğretmeye çalışır?

    A) Disiplin

    B) Hayal gücü ve macera

    C) Matematik

    D) Tarih

    Cevap: B

18. Fitzgeraldların düzenlediği oyun nedir?

    A) Tiyatro

    B) Hazine avı

    C) Dans gösterisi

    D) Yarış

    Cevap: B

19. Alice’e hediye edilen broş neyi simgeler?

    A) Zenginliği

    B) Arkadaşlığı ve anıları

    C) Gücü

    D) Ünü

    Cevap: B

20. Alice’in annesine ait olan eşya nedir?

    A) Kolye

    B) Broş

    C) Yüzük

    D) Şapka

    Cevap: B

21. Alice’in babası ne iş yapar?

    A) Öğretmen

    B) Doktor

    C) Yayın evi yöneticisi

    D) Ressam

    Cevap: C

22. Alice Fransa’da ilk kez neyi deneyimler?

    A) Okula gitmeyi

    B) Özgürce oynamayı

    C) Ders çalışmayı

    D) Yalnız kalmayı

    Cevap: B

23. Çocuklar sinemada ne izler?

    A) Belgesel

    B) Felix the Cat

    C) Tiyatro

    D) Haber

    Cevap: B

24. Murphy ailesinin maymununun adı nedir?

    A) Pablo

    B) Mistigris

    C) Gaston

    D) Patrick

    Cevap: B

25. Alice neden New York’a dönmek istemez?

    A) Okulu zor

    B) Arkadaşları yok

    C) Orada mutsuzdur

    D) Hava kötü

    Cevap: C

26. Alice’in değişimini sağlayan en önemli şey nedir?

    A) Dersler

    B) Yeni insanlar ve deneyimler

    C) Para

    D) Kitaplar

    Cevap: B

27. Bay Murphy başlangıçta Fitzgeraldlara neden kızar?

    A) Gürültü yaptıkları için

    B) Çocuklara kötü örnek oldukları için

    C) Geç geldikleri için

    D) Yemek yemedikleri için

    Cevap: B

28. Alice’in babası Fransa’ya neden gelir?

    A) Tatil yapmak için

    B) Alice’i görmek ve durumunu anlamak için

    C) İş için

    D) Arkadaşlarını görmek için

    Cevap: B

29. Hikâyenin sonunda Alice ne hisseder?

    A) Üzgün

    B) Korkmuş

    C) Mutlu ve umutlu

    D) Öfkeli

    Cevap: C

30. Hikâyenin ana fikri nedir?

    A) Zenginlik mutluluk getirir

    B) Ders çalışmak önemlidir

    C) Yeni deneyimler insanı geliştirir

    D) Yalnızlık iyidir

    Cevap: C


                                                 YENİ NESİL SORULAR


Açık Uçlu Sorular


1. Alice’in Fransa’daki değişimini anlatınız.

    Cevap: Alice, annesinin ölümünden sonra içine kapanmışken Fransa’da yeni insanlar, sanat ve doğa ile tanışarak daha mutlu, özgür ve hayata bağlı biri hâline gelmiştir.

2. Murphy ailesinin Alice üzerindeki etkisi nedir?

    Cevap: Murphy ailesi Alice’e sevgi, özgürlük ve farklı deneyimler sunarak onun kendini yeniden keşfetmesini sağlamıştır.

3. Kitapta sanatın önemi nasıl anlatılmıştır?

    Cevap: Sanatın sadece resim veya müzelerle sınırlı olmadığı, hayatın her alanında bulunabileceği ve insanı geliştirdiği vurgulanmıştır.


Kısa Cevaplı Sorular


1. Alice Fransa’da hangi villada kalmıştır?

    Cevap: Villa America

2. Hemingway çocuklara ne öğretmiştir?

    Cevap: Doğanın ve basit şeylerin değerini

3. Fitzgeraldlar çocuklarla ne oyunu oynamıştır?

    Cevap: Hazine avı


Doğru – Yanlış Soruları


1. Alice Fransa’ya kendi isteğiyle gitmiştir. (Yanlış)

2. Murphy ailesinin üç çocuğu vardır. (Doğru)

3. Picasso çocuklara matematik öğretmiştir. (Yanlış)

4. Hemingway çocuklara balık tutmayı öğretmiştir. (Doğru)

5. Fitzgeraldlar çocuklara disiplinli olmayı öğretmiştir. (Yanlış)

6. Alice’in babası Fransa’ya gelmiştir. (Doğru)

7. Diaghilev çocuklara bale öğretmiştir. (Doğru)

8. Alice Fransa’da mutsuz olmuştur. (Yanlış)

9. Hazine gerçekten korsanlara aittir. (Yanlış)

10. Alice hikâye sonunda daha mutlu biridir. (Doğru)


Boşluk Doldurma Soruları


1. Alice Fransa’da __ ailesinin yanında kalmıştır. (Murphy)

2. Villanın adı __ America’dır. (Villa)

3. Picasso çocuklara __ her yerde olduğunu öğretmiştir. (sanatın)

4. Hemingway çocuklarla __ tutmaya gitmiştir. (balık)

5. Fitzgeraldlar çocuklarla __ oyunu oynamıştır. (hazine)

6. Alice’in annesinden kalan eşyası bir ____tur. (broş)

7. Diaghilev çocuklara __ eğitimi vermiştir. (bale)

8. Murphy ailesi __ ülkesinde yaşamaktadır. (Fransa)

9. Alice’in babasının soyadı __’dır. (Atherton)

10. Hikâye __ yılında geçmektedir. (1927)


Eşleştirme Soruları


A Sütunu | B Sütunu

Picasso | ( ) Sanat

Hemingway | ( ) Doğa

Diaghilev | ( ) Bale

Fitzgerald | ( ) Hayal gücü


Cevaplar:

Picasso → Sanat

Hemingway → Doğa

Diaghilev → Bale

Fitzgerald → Hayal gücü


Sıralama Sorusu


Aşağıdaki olayları oluş sırasına göre sıralayınız:


1. Alice Fransa’ya gider

2. Picasso ile tanışır

3. Hemingway ile balık tutar

4. Babası Fransa’ya gelir


Cevap: 1 → 2 → 3 → 4


Neden – Sonuç Soruları


1. Alice neden Fransa’ya gönderilmiştir?

    Cevap: Annesinin ölümünden sonra mutsuz olduğu için iyileşmesi amacıyla gönderilmiştir.

2. Fitzgeraldlar neden evden kovulmuştur?

    Cevap: Çocuklara tehlikeli ve uygunsuz davranışlarla kötü örnek oldukları için kovulmuşlardır.


Karakter Analizi Soruları


1. Alice’in kişilik özelliklerini yazınız.

    Cevap: Duygusal, meraklı, zamanla cesur ve özgür bir karakterdir.

2. Murphy ailesini nasıl tanımlarsınız?

    Cevap: Sanata değer veren, özgür ruhlu, sevgi dolu ve destekleyici bir ailedir.



Ana Fikir – Yardımcı Fikir Soruları


1. Hikâyenin ana fikri nedir?

    Cevap: Yeni deneyimler ve insanlar, insanın hayata bakışını değiştirir ve onu geliştirir.

2. Hikâyede verilen yardımcı fikirlerden biri nedir?

    Cevap: Basit şeyler de en az gösterişli olanlar kadar değerlidir.



Empati Soruları


1. Sen Alice olsaydın Fransa’da kalmak ister miydin? Neden?

    Cevap: (Örnek) Evet, çünkü yeni şeyler öğrenmek ve mutlu olmak isterdim.

2. Sen Murphy ailesinin yerinde olsaydın Alice’e nasıl davranırdın?

    Cevap: (Örnek) Ona sevgiyle yaklaşır, kendini iyi hissetmesi için destek olurdum.


Yaratıcı Soru


Hikâyeye farklı bir son yazınız.

Cevap: Öğrencinin kendisi cevaplayacaktır.



Kelime – Kavram Çalışması


1. “Sanat” kavramını metne göre açıklayınız.

    Cevap: (Örnek) Sanat, sadece resim değil, hayatın her alanında bulunan yaratıcılıktır.

2. “Özgürlük” kavramını metne göre açıklayınız.

    Cevap: (Örnek) Özgürlük, kişinin kendini rahatça ifade edebilmesi ve istediği gibi yaşayabilmesidir.


Klasik Sorular


1. Alice’in Fransa’ya gönderilme sebebini açıklayınız.

    Cevap: Annesinin ölümünden sonra içine kapanan Alice’in iyileşmesi ve hayata yeniden bağlanması için babası tarafından Fransa’daki Murphy ailesinin yanına gönderilmiştir.

2. Murphy ailesinin yaşam tarzı Alice’i nasıl etkilemiştir?

    Cevap: Özgür, sanata açık ve neşeli yaşam tarzları Alice’in daha mutlu, cesur ve hayata bağlı biri olmasını sağlamıştır.

3. Picasso’nun çocuklara verdiği dersin ana mesajı nedir?

    Cevap: Sanatın sadece tablolarla sınırlı olmadığı, hayatın her yerinde bulunabileceği mesajını vermiştir.

4. Hemingway ile geçirilen gün çocuklara ne kazandırmıştır?

    Cevap: Doğayı tanımayı, sabırlı olmayı ve basit şeylerin değerini anlamayı öğretmiştir.

5. Diaghilev’in çocuklara katkısı ne olmuştur?

    Cevap: Bale ve sahne sanatlarıyla tanışmalarını sağlayarak estetik bakış açılarını geliştirmiştir.

6. Fitzgerald çiftinin çocuklara kattığı en önemli şey nedir?

    Cevap: Hayal gücü, yaratıcılık ve macera duygusunu geliştirmişlerdir.

7. Alice’in Fransa’daki en mutlu anlarından birini anlatınız.

    Cevap: (Örnek) Sahilde arkadaşlarıyla oynadığı, çamurda eğlendiği ve özgürce güldüğü anlar en mutlu olduğu zamanlardandır.

8. Alice’in babasının Fransa’ya gelmesinin nedeni nedir?

    Cevap: Alice’in durumunu görmek ve onun gerçekten iyileşip iyileşmediğini anlamak istemesidir.

9. Hikâyede “basit şeylerin değeri” nasıl anlatılmıştır?

    Cevap: Gösterişli yemekler yerine doğadan elde edilen sade yiyeceklerin daha anlamlı ve değerli olduğu vurgulanmıştır.

10. Hikâyenin sonunda Alice’in düşüncelerinde ne gibi değişiklikler olmuştur?

    Cevap: Artık daha mutlu, özgüvenli ve hayata bağlıdır; New York’a dönme fikrine de daha olumlu bakmaya başlamıştır.

      BENİM GÖRÜŞÜM:

[10:46, 26.04.2026] Gülsüm: Kitap, klasik dönemin dünyaca ünlü isimlerini tanıtması açısından oldukça değerli. Ernest Hemingway ve Pablo Picasso gibi sanatçıların kurgu içinde ama gerçek kimlikleriyle yer alması, hikâyeyi hem öğretici hem de inandırıcı kılıyor. Kurgunun gerçek kişiler üzerinden ilerlemesi, anlatımı daha anlamlı ve etkileyici hâle getiriyor.


Eğitim açısından bakıldığında kitap, çocuk gelişimine farklı bir perspektif sunuyor. Zor bir dönemden geçen bir çocuğun katı kurallar ve disiplin yerine hayatın içine karışarak, deneyimleyerek ve hissederek gelişmesinin daha sağlıklı olduğunu vurguluyor. Bu noktada Bayan Pennyvator karakteri, günümüzde de var olan katı ve kalıplaşmış eğitim anlayışını temsil ederken; Murphy ailesi ise daha özgür, destekleyici ve anlayışlı bir yaklaşımı simgeliyor.


Kitap, hayatı katı kurallar içinde yaşamak yerine; küçük anlardan, basit deneyimlerden ve günlük olaylardan anlam çıkarabilmenin önemini anlatıyor. Sanatçılar üzerinden verilen örneklerle, yaratıcılığın ve hayal gücünün insanın hem gelişimine hem de mutluluğuna büyük katkı sağladığı gösteriliyor. Özellikle çocukların çamurda oynamasına kızmak yerine onların neşesini paylaşan bir bakış açısının sunulması, hem çocuklar hem de ebeveynler için önemli bir mesaj içeriyor.


Babanın yenilikçi ve açık tutumu ile Murphy ailesinin çocuklara yaklaşımı, bir çocuğun gelişiminde anlayış ve özgürlüğün ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. Aynı zamanda her insandan öğrenilecek bir şey olduğu fikri de güçlü bir şekilde işleniyor. Bu yönleriyle kitap, yalnızca çocuklar için değil, onları yetiştiren yetişkinler için de değerli bir rehber niteliğinde. Bu nedenle çocukların okuması gereken önemli eserlerden biri olarak değerlendirilebilir.


ALİCE'İN DÜNYA TURU_LESLEY M.M BLUME ÖZET-HİKAYE HARİTASI-SORU ÖRNEKLERİ

 ALİCE'İN DÜNYA TURU_LESLEY M.M BLUME     KİTAP ÖZETİ Hikâye 1927 yılında New York’ta geçer. Alice Atherton, dadısı Bayan Pennyvator ile...